You are currently viewing Batıyorken Güneş Ufuktan

Batıyorken Güneş Ufuktan

Batıyorken güneş ufuktan, hüzün çöker yüreğine; dalar gider gözleri uzaklara… Görmek isteyip de göremediği yerlere, dokunmak isteyip de sarılamadığı bedenlere, öpmek isteyip de koklayamadığı sevdiğine üzülür, üzülür insan.

Kahreder, kahır kılar aşk ateşiyle inceden inceye yanan bedenine. Gönül koyar güneşe çekip gittiği için uzaklara, yerine bıraktığı için geceye… Geceye ve karanlığa; karanlıkta o minicik ışıklarıyla ışığa hasret yüreğini aydınlatmaya çalışan, ona dost, ona sırdaş, ona yol gösteren yıldızına… Ne kadar çok sevdiğini göstermek için gökyüzünde saydığı yıldızlara; dilekler tuttuğu, her gece sepet sepet gül diye topladığı yıldızına… Sevdiğine benzettiği, üzerinde hayallerini gördüğü, gecesini aydınlatmaya çalışan, ona hep gülümseyen Ay Dede’ye…

Aslında bilmez ki batan güneşin ardından en iyi sırdaşın geldiğini. Yıldızlar ve ay ona gecenin armağanıdır. Onlarla paylaşır kendisiyle bile paylaşmaktan korktuğu, hiç kimsenin bilmesini istemediği gizem dolu aşkını; onlara anlatır hasret kaldığı sıcacık bir yuvayı. Onlar siler gözünden süzülen her damla yaşı. Onlar bilir onun ne kadar aşk acısı içinde kendileriyle baş başa, gece boyu sınırsızca aşk yaşadığını.

Özlemi yüreğinde, hasreti kalbinde, ateşi teninde nasıl yaşadığını ancak geceler bilir; geceler yaşar onu onunla paylaşarak. Gecelerdir onun en büyük sırdaşı; gecelerdir ona gerçekten “Benimsin, bana aitsin ruhunla, bedeninle, yüreğinle. Her konumda tek sahibinim,” diyen tek kişi…

Bilinmez hiç gecenin değeri, bilinmez onun ne kadar sevgiyle sahiplendiği. Bilinmez karanlığı aydınlatan her yıldızın ona sevgiyle yaklaştığı, hasretini alıp uzak, çok uzaklardaki âşık olduğu yârenin yerine konduğu.

Her şeyi gündüzle bağdaştırır. Bilir ki işe güce dalar, kendini hayatın akışına bırakır; zamanın bir su gibi akıp gittiğinin farkına bile varmaz. Oysa zaman öyle acımasızdır ki öyle bir oyun oynar ki onu ışığıyla kendine bağlar, kör eder yüreğini, alır onu girdabına.

Oysa geceler… Geceler öyle midir? Seven insan geceleri yaşar, sevdiğini geceleri özler, geceleri hasret duyar candan seven yârenine. O kadar önemi vardır ki aslında gecenin hayatında… Geceleri hasreti yaşar, gündüzleri sever, aşka koşar.

Gündüzler sevgiyi, geceler hasreti yaşatır sevene. Gecenin en vefasız sevgilisi yine kendisi; sevenin en vefalı sevgilisi yine gecedir. Çünkü bir ümit, bir ümit bekler geceleri… Akşama kadar hasretini yaşadığı, özlemini duyduğu “Ha geldi, ha gelecek,” diye…

Bir ümit…

Belki bir ümit…

O da beni özler de gelir diye…

Bekler, hep bekler geceler boyu… Seven bekleyen değil midir? Bekler. Geceyi geride bırakıp tan yerinin ağarmasıyla yeni bir güne başlayana kadar hep bekler.

Güneş kendini gösterirken dağların tepesinde gülümser aslında, ne kadar görmese de… Karanlığı silip hasreti geride bıraktığı, aşka kucak açtığı için.

Gündüzleri aşka koşar,

Geceleri sever insan…

Bir yanıt yazın