Bu yola çıkarken ilk defa sormadım bu soruyu kendime:
“Nereye gidiyorsun? Yarın ne olacak? Ya pişman olup da geri dönmek isterken seni buraya getiren yol sana dönüş vermezse; gönlün gitmek istese de omuzlarında taşımak zorunda olduğun ve ömür bağının bir ucunu onların eline verdiğin canların, sadece ayaklarını değil senin tüm bedenini, gönlünü, yarınlarını buraya bağlarsa?”
Bir kere gitmeye karar verdiğinde durup ten kere düşünmedin mi? Bu soruyu kendine yıllarca sormadın mı?
Sonra oturup sorunun cevabını kendi kendinde arayıp; boşa koyup dolduramadığında, doluya koyup aldıramadığında, çaresizlik içinde kıvranırken gözlerini kapayıp neredeysen secdeye dönüp ellerini gökyüzüne açmadın mı? Yaradana sığınıp “Allah’ım bana yol göster. Bana, senin uğrunda ayaklarımın üstünde kalabilmek için canından can verdiğin canların, güllerin için hayırlı olan yolu göster,” demedin mi?
Sen Yüce Yaradan’ın gösterdiği yolda ne zaman pişmanlık duydun? Geri dönmek isteyip de ne zaman o yol seni hayatın girdabında boğdu da çıkmaz sokakta kaybolduğunda sonunda ışığı göremedin? Karanlıkta kaybolduğunda, yıldızlardan medet umarken ne zaman o karanlığın sonunda geceyi aydınlatan ışığı, çaresizlikten üşüyen yüreğini ısıtan güneşi, korkularının esiri olduğun gecenin ardından doğan günü görmedin?
Bu kadar büyük bir Yaradan’a sığınmışken, bu kadar büyük bir inanca sahipken hangi çıktığın yolda pişman olup geri dönmek istedin de bu soruyu kendine sordun?
Sen istesen de istemesen de yarının ne olacağını bilmeden, çıktığın yolun sana ne getireceğini görmeden hayat basamaklarını birer birer değil, bire beş katıp daha büyük bir inançla, daha büyük bir ümitle yarınlara sığınıp daha güçlü çıkacaksın.
Ve ne olursa olsun, her zaman yaptığın gibi yarını yarında bırakıp arkana dönüp “Ben nereden geldim, nereye gidiyorum?” sorusunu kendine sormadan; yüreğindeki inançla, bedenine sığdıramadığın evlatlarının sevgisiyle yolunda inadına yürüyeceksin. Asla arkana, geçmişe, yaşadıklarına dönüp bakmadan yoluna devam edeceksin.
Unutma; geçmiş, geçmişte kalan, yaşanmış ve bitmiş bir rüya gibidir. Yarın ise hayatın sana yaşattığı acı tatlı günleri, ömrünün baharı gençliğin fidanı, ümitlerin hep olduğu, hayallerin kurulduğu, düştüğünde hemen kalkıp yeniden yürüyecek güce sahip ümidi, tutunacak her zaman bir dalı olduğu hayaller ülkesidir.
Şimdi ise belki de Allah’ın sana sunduğu hayatın ikinci baharını yaşamak için hayat mücadelesinin evresindesin. Sana sunulan bu yaşamda geçmişi acı tatlı yanlarıyla bir yana bırakıp üzerine kimsenin kaldıramayacağı hayat taşını koyup onu orada saklayacaksın. Arkana bakmadan, “Yarınlarda ne olacak?” sorusunu sormadan bu yolda bir yolcu olarak varmak istediğin yer neresi olursa olsun korkmadan yoluna devam edeceksin.
Unutma; bugün bugündür. Yarın ise bugünü geçmişte bırakmış yeni bir gün, yeni bir pencere ve yeni bir hayattır.
Sen bu yola çıkarken yeni bir hayata, yeni bir pencereden, yeni bir mekândan… Kim bilir, belki de hayatını adadığın küçük ailene yeni fidanlar ekleyerek yüreği büyük koca bir aile olarak devam ettireceksin.
Kim bilir, belki de o yeni pencere sana yeni pencereler, yeni ümitler açacak; sana ve evlatlarına yeni kapılar aralayacak. Belki de yaşadığın geçmişini, yüreğini acıtan anılarını o koca taşın altında bırakıp yeni bir sayfa açacak.
Neden olmasın? Karanlık gecenin ardından güneş doğmuyor mu? Zorluğun arkasından seni hayata bağlayan kolaylıklar gelmiyor mu? Yaşam denen hayat savaşında bir gün gelip “Bu savaşta ben de varım!” deyip inadına yaşam için mücadele etmiyor musun?
Öyleyse yarınların neler getireceğini nereden bileceksin? O zaman hiç düşünme, hadi kalk! Arkana bakmadan aç yeni bir pencere daha. Hiç düşünmeden, göğsünü gere gere yürü çıktığın bu yolda. Ne yeni yollar ne de gizem dolu bu koca şehir senin gözünü korkutmasın; seni yolundan geri çevirmesin, ümitlerini kırıp pencereni kapatmasın.
Unutma…
Yeni bir gün yeni bir ümit, yeni yaşam yeni bir gelecek, yeni bir şehir keşfedilmemiş hayaller, belki de yeni bir insan, kim bilir belki de yeni bir gelecektir…
Rüyaların gerçeğe döndüğü, hayallerin yeni açan tomurcuklar gibi güneşe “merhaba” dediği, kim bilir belki de cana can yoldaş olan gönül bağını bulduğun hayat arkadaşındır.
Hayatında açtığın bu pencerede yeni bir hayata başlarken arkana bakmadan yola çıktın. O yolun sonunda seni nelerin beklediğini, kimlerle karşılaşacağını bilmeden “merhaba” dedin.
Öyleyse arkana bile bakmadan bu koca şehrin sokaklarında, gecenin girdabında, gündüzün gizeminde, hiç bilmediğin hayaller ülkesinde hayallerini aramaya devam!
Bir Yorum Bırakın