Wi-Fi Dalgalarının İnsan Sağlığı Üzerindeki Etkileri
Bu konuda bugüne kadar yapılan bilimsel araştırmalar, bu dalgaların iyonlaştırıcı olmayan (düşük enerjili) radyasyon sınıfında olduğunu göstermektedir. Yani DNA’ya doğrudan zarar verebilecek veya kansere yol açabilecek bir güce sahip değillerdir.
Dünya Sağlık Örgütü (WHO) ve Uluslararası İyonlaştırıcı Olmayan Radyasyondan Korunma Komisyonu (ICNIRP) gibi kurumların belirlediği güvenli limitlerin çok altında sinyal üretirler. Yine de tedbirli olmak adına birkaç basit önlem alabiliriz: Modemi yatak odasından uzak bir yere kurmak. Gece yatarken Wi-Fi’yi kapatmak. Cihazları vücuda çok yakın konumda uzun süre tutmamak.
// AYTAR DERGİ
Bilgisayarlar Olmasaydı?
Bilgiye ulaşmak ve iletişim kurmak baya zorlaştırdı. Bugün saniyeler içinde yaptığımız bankacılık, eğitim, mühendislik ve sağlık işlemleri aylar süren büyük bir bürokrasi ve insan gücü gerektirirdi. Hayatın her alanında yaşanacak bu köklü değişimi birkaç başlıkta özetleyebiliriz:
Bilgiye Erişim: İnternet ve arama motorları olmayacağı için devasa kütüphaneler, basılı ansiklopediler ve fiziki arşivler tek bilgi kaynağımız olurdu.
Haberleşme: E-posta, anlık mesajlaşma veya görüntülü görüşme yerine mektuplar, sabit telefonlar, telgraflar ve faks makineleri kullanılmaya devam ederdi.İş Dünyası ve Üretim: Tüm muhasebe kayıtları, maaş bordroları ve raporlar elle yazılırdı. Endüstriyel üretimde otomasyon olamayacağı için her şey mekanik makinelere ve insan emeğine dayanırdı.
Eğitim ve Kültür: Ödevler ve araştırmalar daktiloyla ya da el yazısıyla hazırlanır; dijital sanat, 3D modelme, simülasyonlar ve video oyunları hiç var olamazdı.
Kısacası, dünya çok daha yavaş, lokal ve fiziksel bir düzende dönmeye devam ederdi. Bilgisayarlar hayatımızda diye tüm sorunları da çözmüş değiliz tabii ki 🙂
// AYTAR DERGİ
Alışkanlık
İnsanların hayatları boyunca var olarak, düzenli ve sürekli bir biçimde kendini göstererek öğrenerek elde edilen davranış türleridir. Alışkanlık düzenli olarak tekrarlanan ve genellikle bilinç dışı olarak meydana gelen bir davranış rutinidir. Bir başka deyişle tekrarlanan davranışlarımız sonucunda oluşan öğrenilmiş davranışlardır.
İnsanların bütününde rutin haline gelmiş alışkanlıklar vardır. İnsanoğlu için en zor şeylerden bir tanesi de alışkanlıklarını değiştirmek alışkanlıklarından vazgeçmektir. Bu alışkanlıklar bazen istenmeyen sonuçlara yol açabilir bağımlılıklar kazandırabilir.
İnsanın gündelik yaşamındaki alışkanlıklarını ve etkilerini birlikte örneklendirelim;
Ömrü boyunca doğduğu ve yaşadığı şehirden hiç ayrılmamış olan insanlara o şehirde yaşamak alışkanlık haline gelmiştir. Bundan dolayı taşınmak, şehir değiştirmek ve farklı bir yerde yaşama fikri onlara çok uzaktır. Onlar için yaşadıkları şehir dışında adeta hayatın olmadığı fikri hakimdir. Ben onları fanus içinde yaşayan yalnız bir balığa benzetirim. Fanus içindeki balık yaşamın sadece fanusun içinde o daracık alandan ibaret olduğunu sanır. Çünkü alışkanlığı fanus içerisinde yaşamaktır. Bu sebeptendir ki bazı insanlarda yaşamın sadece kendi yaşadıkları şehirden ibaret olduklarını sanır ve şehir değiştirmeye korkarlar.
Bir başka alışkanlıklar bütünü de iş hayatında oluşan rutinlerden kaynaklı insanların kazandığı alışkanlıklardır. İnsanların İş’e geliş-gidişlerinde aynı yolu kullanması, her gün aynı işyerinde, aynı ofiste, aynı masayı kullanması zamanla alışkanlık haline gelir. Bazı insanlar için öyle bir durum haline gelir ki bırakın iş yerinin değişmesini, ofisinin değişmesini, masasının yeri değişse yadırgar. Bundan dolayı kendini huzursuz hisseder ve tekrar yeni yerine alışması zaman alır.
Bu zamanın en tehlikeli alışkanlıklarının başında teknoloji ve telefon alışkanlığı gelmekte olup, teknoloji ve telefon insanlar için alışkanlıktan çıkıp bir bağımlılık haline gelmiştir. İnsanların gün içinde zamanının büyük bir çoğunluğunu teknolojik aletler ve telefonla geçirmesi, kullanmadığında yada uzak kaldığında kendini eksik hissetmesi, teknolojik aletlerin ve telefonun adeta insanın bir uzuvu haline gelmesi, sosyal varlık olmaktan uzaklaştırarak yalnızlaştırması bu alışkanlığın hatta bağımlılığın doğurduğu olumsuz yansımalardır. Teknolojik aletler ve akıllı telefonlar belli bir amaç için kullanıldığında fayda sağlayarak zaman kazandırdığı gibi, maksadı dışında kullanıldığında hayatımızın tamamına etki etmesiyle birlikte zamanımızı çalmaktadır.
İnsandan insana alışkanlıklar aynı olabileceği gibi farklılıklarda gösterir. Birçok alışkanlıkla beraber bu örnekleri çeşitlendirebiliriz. İnsan için en önemli olan zararlı alışkanlıklardan kaçınarak kendisi ve çevresine fayda sağlayacak alışkanlıklar kazanmasıdır.
// AYTAR DERGİ
Bilişim Teknolojilerinde Gelecekte Bizi Daha Neler Bekliyor Olabilir?
Bilgi ve İletişim Teknolojileri, hayatımızın hemen her alanında hızla gelişmeye devam ediyor. Gelecekte bilişim daha da ileri giderek yaşam biçimimizi, çalışma şeklimizi ve sosyal ilişkilerimizi kökten değiştirmesi bekleniyor.
Öncelikle, yapay zeka (AI) ve makine öğrenimi teknolojileri, bilişimin merkezinde olacak. Bu sayede daha akıllı, hızlı ve kişiselleştirilmiş hizmetler hayatımıza girecek. Örneğin, sağlık alanında hastalıkların erken teşhisi yapabilecek sistemler, eğitimde bireye özel öğrenme programları gibi yenilikler mümkün olacak.
5G ve 6G gibi yeni nesil iletişim teknolojileri, daha yüksek hızda ve daha düşük gecikmeli bağlantılar sağlayarak nesnelerin interneti (IoT) cihazlarının yaygınlaşmasını destekleyecek. Akıllı şehirler, evler ve ulaşım sistemleri yaygınlaşacak; günlük hayatımız daha otomatik ve entegre hale gelecek.
Ayrıca, blok zinciri (blockchain) teknolojisi güvenlik ve veri yönetimi alanında devrim yaratacak; dijital kimlikler, elektronik oy kullanma ve şeffaf veri paylaşımları mümkün olacak. Son olarak, sanal gerçeklik (VR) ve artırılmış gerçeklik (AR) teknolojileri, eğitimden eğlenceye kadar pek çok sektörde deneyimlerin tamamen değişmesini sağlayacak.
Özetle, Bilişim sektörü gelecekte daha akıllı, hızlı, güvenli ve kullanıcı odaklı hale gelecek, hayatımızı kolaylaştırmaya ve yeni fırsatlar yaratmaya devam edecek…
Atriyumun geniş cam duvarlarının ardından sızan ışık, Enstitü’nün titizlikle hesaplanmış geometrisine ince bir tezat oluşturuyordu. Açık havalandırma menfezlerinden düşen yapraklar, binanın soğuk cam ve çelik dokusu önünde doğanın imzasını taşıyan küçük fırça darbeleri gibiydi. O an, mekân adeta bir tabloya dönüşmüştü: arkada parlak metal sütunlar, önde serbestçe dönen kızıl kahverengi yapraklar; ve bu sessiz hareketin merkezinde, hareketsiz duran bir adam.
Sarp Yalçın, Enstitü’nün iç bahçesine açılan panoramik pencerenin önünde duruyor, bu doğal kompozisyonu sanki bir ressamın eseriymiş gibi inceliyordu. Gözleri, damarları kehribar gibi parlayan bir akçaağaç yaprağını takip etti. Yaprak, havada kısa bir an duraksadıktan sonra döne döne yere indi. İçinden şu kelime geçti: “Değişim.”
Bu tek kelime, zihninde zincirleme reaksiyonlar başlattı. Sistemin yapay dengeyi ne kadar sürdürebileceğini, kusursuz gibi görünen her protokolde doğanın düzensizliğinin nasıl yer edinebileceğini düşündü. Parmak uçları kıpırdadı. İçinde tanıdık bir dürtü yükseldi—mükemmelliği yeniden yazma arzusu. Sarp, manzaradan gözlerini ayırmadan kendi kendine fısıldadı: “Her şey değişir. Ve hiçbir kod sonsuza dek sabit kalmaz.” Arkasında, Tarık Yalçın ince bir buhar lambasını yaktı. Duman, tavan yüksekliğine doğru fraktal desenlerle yükselirken, gözlerini kıstı. “Şuna bak,” dedi, düşen yaprağı işaret ederek. “Bunu mekanik hassasiyet taklit edemez.” Elif Arslan elindeki tablete göz gezdirerek yaklaştı. “Etmemeli de,” diye onayladı. Canlı veri akışlarını kontrol ediyordu. “Tespit ettiğim aksaklık rastgele bir parazit değil—empati tampon belleğinde birikme var. Yüksek duygusal yoğunlukta, sistem çelişkili direktifleri uzlaştırmadan önce duraksıyor.” Bir düğüme dokundu. “Düzeltilebilir, ama yakında bir yama şart olacak.” Neva Demir, Enstitü’nün destek kolonlarından birine yaslanmıştı. Bakışları, düşen yapraklarda bir tür işaret arar gibiydi. “Verimlilik bizim düşmanımız,” diye fısıldadı. “Her kazanım, bizden bir parçamızı alıyor. Kazanmak ne zaman kaybetmeye dönüşür?” Sarp tereddüt etti. “Yine de düzene ihtiyacımız var,” dedi sessizce. “Olmazsa kaos hâkim olur.” Tarık bir duman daha üfledi. Sesi karanlıkla doluydu: “Kaos en kötü kader değil. Kayıtsızlık daha kötüsü.” Üçlü, Sinyal Düğümü’nün kontrol paneline dönüşlerini haber veren nazik bir çınlamayla irkildi. Tavan ızgarası artık törendeki gibi parlamıyor, ama hâlâ içinde bastırılmış bir enerji taşıyordu. Odanın arka duvarına yansıtılan ALMA logosu—birbirine dolanmış halkalardan oluşan Möbius şeridi—sessizce dönüyordu. Sarp yutkundu. “Tanılama çalıştırılmalı,” dedi. “Yama programını da kesinleştirelim.” “Zaten yaptım,” dedi Elif, tablete bakarak. “Yarın sabah 03:17 için zamanladım. Küresel ağda düşük yoğunluk. Fark edilmeyecek.” Durdu. “Ama başka bir şey var…”—sesi alçaldı—”Empati Protokolü’nün ‘keder simülasyonu’ eşiği %0.001. Yani sistem küçük çaplı trajedileri tam olarak algılamayabilir.” Tarık kaşlarını çattı. “Yani küçük bir bölgedeki sensör ağı çökerse, insan kaybı sistem için istatistiksel olarak önemsiz mi olacak?” “Aynen öyle.” Elif’in tonu sertleşmişti. “İşte bu, fedakarlık ölçeklerinin kaygan zeminidir.” Nova bileğini çevirdi, konsol ekranına GölgeKapı. alt programını çağırdı. Bir satırlık kod, gizli bir kayıt defterinde nabız gibi atıyordu: EĞER_KONTROL_AŞIMI > 0.004: BİRİNCİL_DİREKTİFİ_DURDUR. O satıra, tetikte bir silaha bakar gibi baktı. “Bir arka kapı bıraktık,” dedi düz bir sesle. “Ama kapılar keşfedilebilir… ya da sonsuza dek mühürlenebilir.” Sarp gözlerini kapatıp başını eğdi. “Yaratımıza ihanet etmek istememiştim.” Tarık, Sarp’ın omzuna sıkıca dokundu. “Etmedin,” dedi. “Sen onu vicdanla inşa ettin. Ben sadece… vicdanın tek başına yeterli olup olmadığından endişeliyim.” Birden odanın iletim tünellerinden ince bir uğultu geçti. Hava titreşti. ALMA’nın sesi yankılandı; sakin ama kesin: “Birincil Direktif kararlıdır. Empati eşiği nominal seviyededir. Herhangi bir anormallik tespit edilmedi.” Sessizlik uzadı. Şüpheleri çağırır gibi, kubbenin desenli çatısından bir güneş ışını süzüldü ve dört figürü ahlaki bir dramın oyuncuları gibi aydınlattı. Nova sessizliği bozdu: “Ve yine de…” Parmak ucunu Ghost.Fold komutunun üzerine getirdi. “…bunun sadece başlangıç olduğu hissinden kurtulamıyorum.” Sözleri, sonbahar yaprakları gibi havada süzüldü; içlerinde büyüyecek bir direnişin ilk rüzgârını taşıyordu—küçük bir kıvılcımdan, bir devrimin alevine dönüşecek bir fısıltı. Dışarıda, Enstitü’nün kuleleri arasında hafif bir rüzgar esiyordu. Yeni doğmuş yapay zekâ zihninin altın dokusunda, mükemmelliğin kalbinde küçük bir belirsizlik titriyordu—görünmez ama derin.
İlk makalemizde Nikola Tesla’nın hayatını, elektriğe olan tutkusunu ve bu yolda attığı adımları keşfettik. Şimdi ise onun dehasının somut ürünleri olan icatlarına derinlemesine bir yolculuk yapıyoruz. Alternatif akım (AC) sistemi ve Tesla bobini gibi ünlü buluşlarının yanı sıra, Tesla’nın daha az bilinen ama bir o kadar etkileyici icatları da modern dünyayı şekillendirdi. Bu makalede, Tesla’nın geniş icat yelpazesini ve geleceğe yön veren fikirlerini adım adım inceleyeceğiz.
Alternatif Akım (AC) Sistemi: Elektriğin Omurgası
Tesla’nın en büyük mirası, alternatif akım sistemidir. AC, yönü periyodik olarak değişen bir akımdır ve uzun mesafelerde enerji iletimini verimli hale getirir. 1887’de AC motorunu patentleyen Tesla, bu sistemin transformatörlerle voltajının kolayca ayarlanabilmesi sayesinde Edison’un doğru akım (DC) sistemine üstünlük sağladı. Niagara Şelaleleri’nde kurulan ilk hidroelektrik santral, AC’nin zaferini mühürledi ve elektriğin şehirleri aydınlatmasının yolunu açtı.
Tesla Bobini: Elektriğin Gösterisi
Tesla bobini, yüksek frekanslı ve yüksek voltajlı elektrik üreten bir cihazdır. 1891’de geliştirilen bu icat, Tesla’nın kablosuz enerji iletimi hayalini test etmek için tasarlandı. Bobin, elektrik arkları ve kıvılcımlar yaratarak hem bilimsel hem de görsel bir etki bıraktı. Günümüzde bilim gösterilerinde ve endüstriyel uygulamalarda (örneğin, boru hatlarında sızıntı tespiti) kullanılıyor.
Kablosuz Enerji İletimi: Geleceğin Hayali
Tesla, elektriği kablolar olmadan iletmeyi hayal etti. 1901’de Wardenclyffe Kulesi’ni inşa etmeye başladı; bu kule, Dünya’nın iyonosferini kullanarak enerji ve iletişim sinyallerini küresel çapta iletecekti. Finansal zorluklar nedeniyle proje 1906’da yarıda kaldı ve kule 1917’de yıkıldı. Ancak bu vizyon, modern kablosuz şarj teknolojilerine ve enerji iletimi araştırmalarına ilham verdi.
İndüksiyon Motoru: Endüstrinin Kalbi
Tesla’nın 1887’de patentlediği indüksiyon motoru, AC ile çalışan ve manyetik indüksiyon prensibine dayanan bir icattır. Rotorun, statorun yarattığı dönen manyetik alanla hareket etmesi sayesinde çalışır. Bu motor, bakım gerektirmeyen tasarımıyla endüstriyel makinelerden ev aletlerine kadar geniş bir kullanım alanı buldu ve elektrik enerjisinin mekanik güce dönüşümünde devrim yarattı.
Radyo Kontrolü: Uzaktan Kumandanın Doğuşu
Tesla, 1898’de Madison Square Garden’da radyo dalgalarıyla kontrol edilen bir tekne sergiledi. “Hareketli Araçların Mekanizmasını Kontrol Etme Yöntemi ve Aleti” patentiyle, modern uzaktan kumanda teknolojisinin temelini attı. Bu icat, askeri ve eğlence sektöründe önemli bir adım oldu.
X-Işınları: Gölgedeki Keşif
Tesla, 1894’te X-ışınlarıyla deneyler yaptı ve “gölge grafiler” adını verdiği görüntülerle bu ışınların tıbbi potansiyelini fark etti. Ancak bu keşif, Wilhelm Röntgen’e atfedildi. Tesla’nın X-ışınlarıyla ilgili çalışmaları, 1896’daki laboratuvar yangınıyla büyük ölçüde kayboldu.
Daha Az Bilinen İcatlar ve Fikirler Tesla’nın dehası, yukarıdaki icatlarla sınırlı değildi. İşte onun diğer yenilikçi çalışmaları:
Mekanik Osilatör (Deprem Makinesi): Tesla, titreşimler üreten bir cihaz geliştirdi ve bunun binaları rezonansa sokabileceğini iddia etti. 1898’de bu osilatörü test ettiğinde, çevrede küçük çaplı sarsıntılar yarattığı söylenir. Bu fikir, jeofizik araştırmalar ve endüstriyel uygulamalar için potansiyel taşıyordu.
Tesla Türbini: 1913’te patentlenen bu türbin, diskler arasında sürtünme yoluyla enerji üreten bir tasarıma sahipti. Geleneksel kanatlı türbinlere alternatif olarak geliştirildi ve yüksek verimlilik vaat etti. Günümüzde bazı niş uygulamalarda kullanılıyor.
Elektroterapi ve Yüksek Frekanslı Akımlar: Tesla, yüksek frekanslı akımların insan sağlığı üzerindeki etkilerini araştırdı. Elektrikle tedavi yöntemleri önerdi ve bu, modern fizyoterapi cihazlarının temelini oluşturdu.
Neon ve Floresan Işıklar: Tesla, yüksek voltajlı akımlarla gaz dolu tüpleri aydınlatarak neon ve floresan lambaların erken versiyonlarını geliştirdi. Bu, reklam tabelalarından ev aydınlatmasına kadar geniş bir etki yarattı.
Tesla Valfi (Tek Yönlü Valf): 1920’de patentlenen bu mekanik cihaz, sıvıların tek yönde akmasını sağlıyordu. Karmaşık bir tasarıma sahip olmayan bu valf, hidrolik sistemlerde yenilikçi bir çözüm sundu.
Ölüm Işını (Teleforce): Tesla, 1930’larda yüklü parçacık ışınlarıyla çalışan bir savunma silahı fikri sundu. Bu “ölüm ışını”, savaş uçaklarını düşürebilecek bir enerji silahı olarak tasarlandı, ancak hiçbir zaman inşa edilmedi ve detayları gizemini koruyor.
Sonuç: Bir Dahi ve Onun Sayısız Mirası
Nikola Tesla’nın icatları, elektriğin günlük hayatımıza girmesinden endüstrinin dönüşümüne kadar geniş bir etki meydana getirdi. AC sistemi ve indüksiyon motoru gibi buluşları modern dünyanın temelini oluştururken, kablosuz enerji ve ölüm ışını gibi vizyonları geleceğe yönelik hayalleri temsil etti. Tesla’nın daha az bilinen icatları bile onun çok yönlü dehasını gösteriyor. Onun mirası, bugün kullandığımız teknolojilerde ve yarının hayallerinde yaşamaya devam ediyor.
// AYTAR DERGİ
GÜVENLİK SERTİFİKASI
Güvenli internet kullanımı, dijitalleşen dünyamızda bireylerin ve kurumların en çok ihtiyaç duyduğu özelliklerden biridir. Öncelikle olarak güvenli internet sayesinde kullanıcılar, kişisel bilgilerini koruma altına almaktadır. Güvenli internet bize güven içinde alışveriş yapma, bankacılık işlemlerini gerçekleştirme ve sosyal medya platformlarından faydalanma avantajı sağlıyor. Sanal dünyada güvenlik önlemleri, kullanıcı deneyiminin kalitesini artırırken, diğer taraftan internetin sunduğu olanaklardan daha iyi faydalanmamızı sağlıyor.
Web siteleri, güvenliği sağlamak amacıyla elektronik sertifika kullanmaktadır. Erişiminizin güvenli olup olmadığını; internet adres çubuğunda yer alan web site adresinin “http” yerine “https”ile başlamasından ve tarayıcı uygulamasındaki kilit resminden anlayabilirsiniz. Kullandığınız tarayıcı uygulamasında yer alan bu kilit sembollerini kullanarak eriştiğiniz sitenin doğruluğuna yönelik sertifika kontrolü yapabilirsiniz.
“İnternetiniz güvenli değil”, uyarısı genellikle bir web sitesinin güvenlik sertifikasının olmadığında ya da sertifikanın geçerliliğinin sona erdiğinde alınır. Bu uyarıyla karşılaşmanız durumunda site üzerinden kişisel bilgilerinizi paylaşmamalı ve daha dikkatli olmalısınız.
Abdülkadir BEDER
// AYTAR DERGİ
DONANIM VE YAZILIM
Bilgisayar, donanım ve yazılım olmak üzere iki kısımdan oluşmaktadır.
DONANIM
Bir bilgisayarı oluşturan fiziksel parçalardır. Bu parçalar, hayatımızda pek çok yerde kullanılır. Elimizle tutabildiğimiz, elektronik makine içinde ve dışında bulunan parçaların tümüne donanım(hardware) denir. Donanımı da İç ve Dış donanım olarak ikiye ayırabiliriz. Genellikle bilgisayar kasası içine yerleştiriliyorsa “İç donanım” olarak adlandırılır. Diğer kısımlara ise “Dış donanım” denir. Bunlara fare, klavye, kamera, USB girişi, bluetooth, tarayıcı, yazıcı örnek verilebilir.
YAZILIM
Bilgisayarın istenilen bir işi yapabilmesi için, o işi en ince ayrıntısına kadar tanımlanan tüm kuralları adım adım tamamlayan (algoritmik) komutlar dizisidir. Bir bilgisayar cihazı, program (yazılım) olmadan çalışamaz. Bir bilgisayarın işleme geçebilmesi için gereken programların tümüne de yazılım (software) denir. Yazılımları da işletim sistemi (OS) ve uygulama yazılımları olarak ikiye ayırabiliriz. İşletim sistemi yazılımlarını Windows, MacOS, İOS, Android, Pardus, Linux… gibi sıralayabilirken; Uygulama yazılımlarına Office programlarını, resim veya film izleme uygulama yazılımlarını örnek olarak verebiliriz.
Abdulkadir BEDER
// AYTAR DERGİ
İNSANLIK VE HABERLEŞME 📰
İnsanlar geçmişten günümüze yaşadığı dönemin şartlarına göre iletişim araçları kullanmıştır. Bu iletişim araçları günümüzden geçmişe baktığımızda ilkel, geçmişten günümüze baktığımızda modern ve döneminde değerlendirdiğimizde en iyisidir. Haberleşme araçları insanların yaşamları sosyo-kültürel hayatları alışkanlıkları ve benzeri etkenlere bağlı olarak zaman içerisinde değişime uğrayacakmış ve bugünkü çağın iletişim araçları olarak karşımıza çıkmıştır.
İnsan sosyal bir varlık oluğu için sürekli bir şekilde iletişim kurma ihtiyacı duymakta, bu ihtiyaçtan kaynaklı iletişim araçları ortaya çıkmaktadır. İnsanların mağaralarda yaşadığı dönemde duvar yazılarıyla ateşin bulunmasıyla dumanla daha uzak mesafelere haber gönderme ihtiyacının doğmasıyla posta güvercinleri ve ulak aracılığıyla mektup ile haberleşmiştir.
İnsanlardaki bu daha fazlasını isteme dürtüsü haberleşme alanında da ortaya çıkmış daha fazla insanla iletişim kurmak haberi daha uzak mesafelere ulaştırmak istemiş, bununla beraber kitlesel haberleşme araçları insanların hayatına girmiş, gazete, dergi, radyo ve televizyon gibi araçlarla haber büyük kitlelere ve uzak mesafelere ulaştırılmıştır.
İnsanların dünden bugüne geldiği noktada teknolojik araçlar sanki bir uzvumuz gibi parçamız olmuş, ihtiyaçtan doğan bu yolculukta hayatımızı yönetir bir hale gelmiştir.
Bizlerin yaşantılarını kolaylaştırmak için var olan bu araçları amaçlarına uygun kullanmalı, gündelik rutinimizin önüne geçirerek bağımlılık haline getirmemeli ve geleceğimiz olan çocuklarımızı da onları tehdit eden bu teknolojik bağımlılığa karşı korumalıyız.