GÜNDELİK YAŞAM

Felsefe Tarihinin En Meşhur “Boynuz Kulağı Geçer” Durumu: Aristo ve Platon

Felsefe Tarihinin En Meşhur “boynuz kulağı geçer” durumu, Aristoteles (Aristo) ve hocası Platon (Eflatun) arasında yaşanmıştır. Aristoteles, Platon’un kurduğu Akademeia’da tam 20 yıl boyunca hem öğrencilik hem de hocalık yaptı. Ustasına büyük saygı duyuyordu ama meşhur bir sözünde dediği gibi: ​”Platon’u severim ama hakikati daha çok severim.”

​İşte bu iki dev düşünürün yollarını ayıran temel fikir ayrılıkları:​

1. İdealar Dünyası vs. Fiziksel Gerçeklik (En Büyük Kopuş)

​Platon (Rasyonalist/İdealist):

Bizim gördüğümüz bu dünya sadece bir gölgeden ibarettir. Asıl gerçeklik, bu dünyanın dışında, değişmeyen, mükemmel “İdealar Dünyası”dır. Örneğin; yeryüzündeki tüm masalar geçicidir, asıl “masa ideası” göktedir.​

Aristoteles (Empirist/Realist):

“Hocam yapma gözünü seveyim,” diyerek bu fikre karşı çıkar. Aristo’ya göre idealler başka bir boyutta değil, nesnelerin tam içindedir. Gerçeklik, şu an dokunduğumuz, gördüğümüz bu fiziksel dünyadır. Bilgiye ulaşmak için gökyüzüne değil, yeryüzündeki maddelere bakıp onları gözlemlememiz gerekir.​

2. Bilginin Kaynağı (Akıl mı, Duyular mı?)​

Platon:

Duyularımıza (göz, kulak, ten) güvenemeyiz, onlar bizi yanıltır. Gerçek bilgiye sadece ruhumuzun derinliklerindeki akılla, yani “hatırlayarak” (anamnesis) ulaşabiliriz.

​Aristoteles:

Bilgi, duyularla ve deneyimle başlar. İnsan beyni doğuştan boş bir levha gibidir (tabula rasa). Önce çevremizi gözlemler, verileri toplar, sonra akıl yoluyla bunları sınıflandırırız. (Zaten bu yüzden Aristo ilk büyük biyolog ve doğa bilimcidir).​

3. Siyaset ve İdeal Devlet Yönetimi​

Platon:

Radikal ve ütopyacıdır. Devlet adlı eserinde ideal devleti Filozof Kralların yönetmesi gerektiğini söyler. Özel mülkiyeti ve çekirdek aile kavramını (yöneticiler sınıfı için) reddeder, her şeyin devlete ait olduğu komünel bir düzen savunur.​

Aristoteles:

Çok daha pragmatik ve gerçekçidir. Mevcut yüzlerce şehir devletinin anayasasını incelemiştir. Tek bir “en mükemmel” devlet yerine, eldeki şartlara göre en iyi işleyen (karma) yönetimi arar. Özel mülkiyeti savunur; çünkü insanın kendi malına daha iyi bakacağına ve mülk sahibi olmanın insanı erdemli yapacağına inanır.​

4. Sanat ve Edebiyata Bakış​

Platon:

Sanata pek sıcak bakmaz, hatta ideal devletinden şairleri kovmak ister. Çünkü ona göre bu dünya zaten ideaların bir kopyasıdır, sanatçı ise kopyanın kopyasını yaparak bizi hakikatten iyice uzaklaştırır.​

Aristoteles:

Sanatı (özellikle tiyatro ve tragedyayı) çok değerli bulur. Poetika eserinde sanatın bir taklit (mimesis) olduğunu kabul eder ama bunun zararlı değil, aksine insandaki kötü duyguları arındıran (katarsis) şifalı bir süreç olduğunu savunur.

Ve son olarak;
Rönesans ressamı Raphael’in meşhur Atina Okulu tablosunda bu ayrılık harika resmedilmiştir:

Platon parmağıyla gökyüzünü (İdeaları) gösterirken, Aristoteles elini yere doğru uzatarak bu dünyayı (somut gerçekliği) işaret eder. Bu iki farklı bakış açısı, bugünkü modern bilimin ve felsefenin de iki ana damarını (idealizm ve realizm) oluşturmuştur.

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir