// AYTAR DERGİ

‘YANLIŞLIKLA’ KADAVRA OLARAK KULLANILAN YALNIZ ŞAİR

Tarihler 6 Mart 1920 yılını gösteriyordu. İşgal altında olan Osmanlı Devleti’nin başkentinde edebiyatımıza katkısı asla tartışılmayacak olan şair, öğretmen, yazar, türkolog ve veteriner hekim olan değerli bir şairimiz henüz 35 yaşında iken şeker hastalığı yüzünden komaya girmiş ve tedavisi düzgün yapılmadığı için Haydarpaşa Hastanesi’nde aramızdan ayrılmıştır.
Yalnız olarak göçmüş olan şairimizi koca hastanede kimse tanıyamamıştı. Zamanın tıp öğrencileri tanımadığı şairimizi kadavra olarak kullanmaya karar vermişlerdi… İzinsiz olarak kadavra kararı alındığı belirtiliyor.
Kadavra olarak bedeni kullanıldıktan sonra başı gövdesinden ayrılmadan önce çekilen fotoğrafı gazetelerde yayımlanıyor. Yayımlanınca tabii edebiyat dünyasından ya da ilgililerden şairimizi tanıyanlar kadavra olarak kullanılmasına engel olabilmek adına birtakım girişimlerde bulunsa da iş işten çoktan geçmiş oluyor.

Peki bu şair kim derseniz, adı Ömer Seyfettin’di.
35 yıllık yaşamında Küçük Şeyler, Harem, Yüksek Ökçeler, Bahar ve Kelebekler ve Yalnız Efe gibi 150’den fazla hikaye biriktirmişti. Milli bilincin oluşmasındaki faydası asla tartışmaya açık değildir. Az zamanda çok işler yapmayı hedef bilmiş, Milli Eğitim Bakanlığı 100 Türk Edebiyatçısı arasında olan değerli bireyimizi anıyor, eserlerinin daha çok okunmasını ve toplumumuzun böyle kıymetli edebiyatçılarımızı unutmamasını temenni ediyorum.

ÜLGEN

// AYTAR DERGİ

BEN #şiir

Önemsedim, en önemlisi de kıymet bildim.

Kıymet bilenlerden oldum.

Karşımdakinin duyguları beni incitse de,

yüreğim kabul edip onaylamamada hep

saygı duydum.

Karşımdakini üzmeden tatlı dille incitmede

hayır demem gerekiyorsa hayır dedim.

Alçak gönüllü oldum.

Susmam gereken yerde sustum.

Konuşmam gereken yerde konuştum.

Doğru bildiğim yoldan asla sapmadım.

Mantığımla duygularımı terazinin ayrı

gözlerinde tarttım.

Yanlışlarımı mantığımla, doğrularımı

gönlümün sesini dinleyerek karar verdim.

Yeri geldi üzüldüm.

Yeri geldi kırıldım.

Yeri geldi bin parçaya bölündüm.

Ama yaptığım hiçbir şey onurumdan,

Gururumdan, namusumdan, kişiliğimden

Güvenimden asla ama asla bir şeyler alıp

Götürmedi.

Bir şeye başlarken dört elle sarıldım.

Asla pes etmedim doğru bildiğim yolda

Yürüdüm.

Utanmadım.

Utandırmadım.

Savunduğum her ne ise sonuna kadar gittim.

BEN #şiir
BEN #şiir

Her gün yeni bir ümitle başladım.

Asla arkama dönüp bakmadım.

Hatalarımı bir bir zincir yaptım.

Onları doğrularımla çözdüm.

Kendime duyduğum saygıdan çok,

Karşımdakine değer verdim.

Çirkin ya da güzel.

Olumla ya da olumsuz.

Bir sona vardım.

Çünkü yüreğime güvendim.

 Kişiliğime güvendim.

Dostluğuma ve arkadaşlığıma güvendim.

En önemlisi insanlığıma güvendim.

Her adımın bir başlangıcı olduğu gibi,

Her yolun bir sonu olduğunu da kabul

ettim.                         

Varmak istediğim yer beni olduğum gibi kabul etmediği bana dur diyemediği zamanlarda bile kendime dur demesini bildim.

Asla ama asla hayallerimden vaz geçmedim.

Bir hayatın yokuşu var ise tüm azmimle çıktım.

Ama inmem gerekiyorsa da onurluca indim.

BEN #şiir

Çünkü benim için hangi işe başlarsam

başlayım bunun iki yolu vardı.

O yol bana açıksa hiç ama hiç korkmadan

 her şeyi karşıma alıp sonuna kadar yürüdüm.

Yürüdüm.

Eğer o yolun sonunda beni, benliğimi benim

olanı istemiyor ise vaz geçmesini bildim.

Geri döndüm. Dönmesini bildim.

Benim için.

Bir şey ya vardır.

Yada yoktur.

Ya varsındır.

Yada yoksundur.

Evet demek ne kadar onurluysa,

hayır demekte bir o kadar onurludur.

Varsa sonuna kadar giderim.

Yoksa silerim.

Kaldığım yerden aldığım hayat

dersiyle devam ederim.

Asla ama asla pes etmem.

Sende etme.

Yolun açık olsun..!

Sevgiyle kal..!

Fatma SAYILIR