Mutfak kültürümüzden geleneksel sanatlarımıza kadar pek çok değerimizin “sahiplenilmeye” çalışıldığı bir dönemde, ismini doğrudan bizden alan Turkuaz da hedef tahtasında. Kimilerinin sadece “mavi” diyerek geçiştirmeye çalıştığı, kimilerinin ise kendi millet adlarını önüne ekleyerek sahiplenmeye uğraştığı bu renk, aslında tarihin derinliklerinden süzülüp gelen bir Türk imzasıdır.
“Turquoise”
Turkuaz kelimesinin kökeni, sanılanın aksine yabancı bir icat değil, bir hayranlığın ifadesidir. Kelime, Fransızca “Turquois” (Türk veya Türk’e özgü) ifadesinden türetilmiştir. Değerli turkuaz taşlarının, Türk tüccarlar aracılığıyla ve Osmanlı toprakları üzerinden Avrupa’ya taşınmasıyla bu isim literatüre girmiştir. Avrupalılar için bu eşsiz renk, “Türklerden gelen” anlamına geliyordu.
Tarihsel olarak bu renk, sadece bir taşın rengi değil; Selçuklu ve Osmanlı mimarisinde çinilerin, kubbelerin, halıların ve kaftanların ruhudur. Orta Asya’dan Anadolu’ya uzanan yolculukta gökyüzünün sonsuzluğunu ve yeryüzünün dinginliğini simgelemiştir.
Turkuaz, spektrumda mavi ile yeşilin kusursuz bir dengesidir. Bu denge bozulduğunda renk ya çok soğuk bir maviye ya da fazla baskın bir yeşile dönüşür. İşte gerçek Turkuazın dijital dünyadaki ve tasarım dilindeki pasaportu:
| Parametre | Değer |
| HEX Kodu | #40E0D0 |
| RGB | 64, 224, 208 |
| CMYK | 71, 0, 7, 12 |
| Tamamlayıcı Rengi | Mercan (Coral) |
Turkuaz’ın diğer çeşitleri de aşağıdaki tabloda yer almaktadır.

