// AYTAR DERGİ

Kam Davulu Ne Zaman Kullanılırdı?

Göktanrı inancının vazgeçilmez unsurlarından olan Kam Davulu, Türk topluluklarında özellikle kamlar tarafından kullanılan kutsal bir çalgıydı. Sadece müzik aleti değil, aynı zamanda ruhsal bir araç olarak görülürdü.

En çok şu durumlarda kullanılırdı:

🌙 1. Ruhlarla iletişim kurarken

Kam, davulu çalarak trans hâline geçerdi. Bu trans sırasında ruhlarla konuştuğuna, ataların ruhlarından veya doğa ruhlarından mesaj aldığına inanılırdı.

🔥 2. Hastalık tedavisinde

Göktanrı inancında bazı hastalıkların kötü ruhlardan kaynaklandığı düşünülürdü. Kam davul çalarak kötü ruhu kovmaya çalışırdı. Bu bir çeşit ruhsal şifa töreniydi.

🌧️ 3. Doğa olayları için dualarda

Yağmur duası, bereket isteme, kuraklık dönemleri gibi zamanlarda davul eşliğinde ritüeller yapılırdı.

⚔️ 4. Savaş öncesi ve sonrası

Savaş öncesi askerin moralini yükseltmek, zafer için dua etmek amacıyla kullanılırdı. Savaş sonrası ise ölenler için törende kullanılırdı.

👶 5. Önemli geçiş törenlerinde

Doğum, erginlenme (çocukluktan yetişkinliğe geçiş), evlilik ve ölüm gibi hayatın dönüm noktalarında kullanılırdı.

Kam için davul canlı bir varlıktı. Ona isim verilir, ruhu olduğuna inanılırdı. Hatta bazı kaynaklara göre kam ölünce davulu da onunla birlikte gömülürdü. Kısaca onun için müzik aleti değil ruhsal kapıydı.

Kam davulunun üzerindeki sembollerin ne anlama geldiğini öğrenmek için bu yazıya tıklayabilirsiniz.

// AYTAR DERGİ

Türk Liderlerden Tarihe Geçen Sözler

TOMRİS HATUN

Bilge Kağan ın sözleri

Bilge Kağan Yasaları

  1. Türk’ten köle olmaz
  2. İki Türk, tek düşmana saldırmaz.
  3.  Atlı bir Türk, yaya düşmana saldırmaz.
  4. Yalan söylemek yasaktır.
  5. Aman diyene el kaldırılmaz.
  6.  Kadın ve çocuğa vurulmaz, esir edilmez.

Kül Tigin

Bilge Tonjukuk

ATİLLA

METE HAN

ALPAGU HAN

BİLGE TONYUKUK.

TİMUR

ALP ARSLAN

OSMAN GAZİ

ORHAN GAZİ

ERTUĞRUL GAZİ

FATİH SULTAN MEHMET

KANUNİ SULTAN SÜLEYMAN

MUSTAFA KEMAL ATATÜRK

// AYTAR DERGİ

Alışkanlık

İnsanların hayatları boyunca var olarak, düzenli ve sürekli bir biçimde kendini göstererek öğrenerek elde edilen davranış türleridir. Alışkanlık düzenli olarak tekrarlanan ve genellikle bilinç dışı olarak meydana gelen bir davranış rutinidir. Bir başka deyişle tekrarlanan davranışlarımız sonucunda oluşan öğrenilmiş davranışlardır.

İnsanların bütününde rutin haline gelmiş alışkanlıklar vardır. İnsanoğlu için en zor şeylerden bir tanesi de alışkanlıklarını değiştirmek alışkanlıklarından vazgeçmektir. Bu alışkanlıklar bazen istenmeyen sonuçlara yol açabilir bağımlılıklar kazandırabilir.

İnsanın gündelik yaşamındaki alışkanlıklarını ve etkilerini birlikte örneklendirelim;

Ömrü boyunca doğduğu ve yaşadığı şehirden hiç ayrılmamış olan insanlara o şehirde yaşamak alışkanlık haline gelmiştir. Bundan dolayı taşınmak, şehir değiştirmek ve farklı bir yerde yaşama fikri onlara çok uzaktır. Onlar için yaşadıkları şehir dışında adeta hayatın olmadığı fikri hakimdir. Ben onları fanus içinde yaşayan yalnız bir balığa benzetirim. Fanus içindeki balık yaşamın sadece fanusun içinde o daracık alandan ibaret olduğunu sanır. Çünkü alışkanlığı fanus içerisinde yaşamaktır. Bu sebeptendir ki bazı insanlarda yaşamın sadece kendi yaşadıkları şehirden ibaret olduklarını sanır ve şehir değiştirmeye korkarlar.

Bir başka alışkanlıklar bütünü de iş hayatında oluşan rutinlerden kaynaklı insanların kazandığı alışkanlıklardır. İnsanların İş’e geliş-gidişlerinde aynı yolu kullanması, her gün aynı işyerinde, aynı ofiste,  aynı masayı kullanması zamanla alışkanlık haline gelir. Bazı insanlar için öyle bir durum haline gelir ki bırakın iş yerinin değişmesini, ofisinin değişmesini, masasının yeri değişse yadırgar. Bundan dolayı kendini huzursuz hisseder ve tekrar yeni yerine alışması zaman alır.

Bu zamanın en tehlikeli alışkanlıklarının başında teknoloji ve telefon alışkanlığı gelmekte olup, teknoloji ve telefon insanlar için alışkanlıktan çıkıp bir bağımlılık haline gelmiştir. İnsanların gün içinde zamanının büyük bir çoğunluğunu teknolojik aletler ve telefonla geçirmesi, kullanmadığında yada uzak kaldığında kendini eksik hissetmesi, teknolojik aletlerin ve telefonun adeta insanın bir uzuvu haline gelmesi, sosyal varlık olmaktan uzaklaştırarak yalnızlaştırması bu alışkanlığın hatta bağımlılığın doğurduğu olumsuz yansımalardır. Teknolojik aletler ve akıllı telefonlar belli bir amaç için kullanıldığında fayda sağlayarak zaman kazandırdığı gibi, maksadı dışında kullanıldığında  hayatımızın tamamına etki etmesiyle birlikte zamanımızı çalmaktadır.

İnsandan insana alışkanlıklar aynı olabileceği gibi farklılıklarda gösterir. Birçok alışkanlıkla beraber bu örnekleri çeşitlendirebiliriz. İnsan için en önemli olan zararlı alışkanlıklardan kaçınarak kendisi ve çevresine fayda sağlayacak alışkanlıklar kazanmasıdır.

// AYTAR DERGİ

Guan Heng ve Uygur Kamplarını Belgeleyen Cesur Bir Tanıklık

Çin’in Sincan Uygur Özerk Bölgesi’nde (Doğu Türkistan olarak da bilinen bölgede) 2017’den itibaren yoğunlaşan kitlesel gözaltı politikaları, uluslararası toplumda “Uygur kampları” ya da “yeniden eğitim kampları” olarak bilinen tesisler üzerinden yıllardır tartışılıyor. Çin hükümeti bu merkezleri “mesleki eğitim merkezleri” olarak tanımlarken, insan hakları örgütleri, Birleşmiş Milletler raporları ve birçok Batılı hükümet bu kampları kitlesel gözaltı, zorla çalıştırma, kültürel asimilasyon ve soykırım unsurları içeren sistematik baskı mekanizmaları olarak nitelendiriyor. Tahminlere göre 1 milyondan fazla Uygur, Kazak, Kırgız ve diğer Türkî/Müslüman azınlık mensubu bu tesislerde tutuldu veya tutuluyor. Bu karanlık tablonun içinden nadir görülen bir birinci el tanıklık çıktı: Guan Heng (Çince: 关恒).

Guan Heng Kimdir?

1986-1987 doğumlu Henan eyaleti kökenli sıradan bir Çin vatandaşı olan Guan Heng, 2020 yılına kadar farklı işlerde çalışmış (fast-food dükkanı işletmek, petrol sahasında çalışmak, serbest fotoğrafçılık yapmak gibi) ve politik bir aktivist geçmişi olmayan biriydi. Ancak 2020 yazında BuzzFeed News’in Sincan’daki yeni inşa edilen tesisleri uydu görüntüleriyle belgeleyen haberini okuduktan sonra harekete geçti.

Tek başına arabasıyla Sincan’a giden Guan, turist gibi davranarak, teleobjektif lens kullanarak gizlice saatlerce görüntü topladı. Çektiği videolarda:

Yüksek duvarlar, dikenli teller, gözetleme kuleleri ile çevrili devasa tesisler, Yoğun polis ve askeri varlık, Kampların çevresindeki güvenlik önlemleri, Bazı bölgelerdeki olağanüstü militarize hal görülüyor. Bu görüntüler, daha önce uydu fotoğraflarıyla tespit edilen ama içeriden çok az belgeye sahip olan kamplara nadir bir iç bakış sağladı.

Kaçış ve Yayın Süreci

Görüntüleri yayınladıktan sonra Çin’de kalmanın kendisi için ölümcül olacağını anlayan Guan Heng, 2021’de ülkeyi terk etti. Yolculuğu dramatikti:
-Önce Hong Kong
-Ardından vizesiz giriş yapabildiği Ekvador
-Sonra Bahamalar
-En nihayet küçük bir şişme botla Florida kıyılarına ulaştı
ABD’ye vardığında hemen YouTube kanalında (kullanıcı adı guanguan) yaklaşık 20 dakikalık derleme videolar yayınladı ve iltica başvurusunda bulundu. Bu görüntüler, Pulitzer Ödülü kazanan BuzzFeed News ekibi dahil birçok gazeteciye önemli kanıtlar sundu ve Sincan’daki durumu belgeleyen en değerli birinci el materyallerden biri haline geldi.

ABD’deki Mücadele ve Sonuç

Ancak hikaye burada bitmedi. 2025 Ağustos’unda, Trump yönetiminin kitlesel sınır dışı operasyonları sırasında New York yakınlarında (Albany civarı) ICE tarafından gözaltına alındı. Çin’e iade edilme riski çok yüksekti; annesi bile “geri gönderilirse gerçekten ölür” uyarısında bulundu. Sınır Tanımayan Gazeteciler (RSF), İnsan Hakları Çin’de (HRIC), Dünya Uygur Kongresi ve bazı ABD’li milletvekilleri (özellikle Raja Krishnamoorthi) Guan’ın serbest bırakılması ve iltica hakkının tanınması için kampanya yürüttü. 28 Ocak 2026’da New York’taki duruşmada Yargıç Charles Ouslander, Guan’ın Çin’e dönmesi halinde “haklı bir zulüm korkusu” taşıdığına hükmederek kendisine sığınma hakkı tanıdı. Bu karar, hem Guan’ın hayatını kurtardı hem de Uygur soykırımı iddialarını belgeleyen nadir Çinli tanıkların korunması açısından sembolik bir önem taşıyor. Neden Önemli?

Guan Heng’in hikayesi şu açılardan dikkat çekici:

Çin ana karasından gelen çok az kişi kampları bizzat görüp görüntüleyip dünyaya ulaştırabildi. Profesyonel gazetecilerin bölgeye girişinin neredeyse imkansız olduğu bir dönemde, amatör bir bireyin cesaretiyle önemli deliller ortaya çıktı. ABD’nin kendi göçmenlik politikaları ile insan hakları duruşu arasında yaşadığı çelişkiyi somutlaştırdı. Guan Heng bugün ABD’de kalma hakkını kazandıysa da, çektiği görüntüler hâlâ Sincan gerçeğinin en çarpıcı görsel kanıtlarından biri olarak duruyor.
Bu olay, bireysel cesaretin bazen devletlerin devasa propaganda ve baskı makinelerine karşı ne kadar etkili olabileceğini gösteriyor.

Youtube linki: https://youtu.be/cI8bJO-to8I?si=vIPzbbBWYZENT8gJ

// AYTAR DERGİ

Trabzonsporlu Olmak

Anadolu takımlarının gür sesi, İstanbul takımlarına karşı kafa tutuş…

Trabzonspor, “İstanbul hegemonyasına karşı Anadolu’nun sesi” olarak konumlanmış, 1967 den itibaren futbol tarihinde iz bırakan bir kimlik oluşturmuştur. Bu duruş; mücadeleci ruh, sadakat, kolektif bilinç kültürüyle birçok kişide karşılık bulur. Coğrafi olarak Trabzon’la bağı olmayan bireyler de bu ruhla kendilerini özdeşleştirerek taraftar olabilir.

Taraftarlık yalnızca fiziki yakınlıkla değil; duygusal ve kültürel yakınlıkla da kurulur. Trabzonspor’un taşıdığı anlam, taraftarın kendi hayatında da bir yer edinir. Bu durum futbolu yalnızca spor değil; kimlik ve kültür taşıyıcısı bir fenomen haline getirir.

Trabzonspor’u tutmak için Trabzonlu olmak gerekmez. Takımın ruhuyla özdeşleşen herkes Trabzonspor taraftarı olabilir. Bu gerçeklik, futbolun mekânlar ötesi bir aidiyet duygusu inşa edebildiğini gösterir.