Takvimden yapraklar birer birer eksilsede Yapraklar dökülüp sonrasında tomurcuklar çiçek açsada Hayat bizi umarsızca savursada Cefayı çeker, vefayı biliriz.
Beraber yol yürümüşsek Bahar yağmurlarında ıslanmışsak Bir dilim ekmeği paylaşmışsak Cefayı çeker, vefayı biliriz.
Bazen olur zamanı durdurmak isterim Dost bildiklerimi ne kalbimden atar ne aklımdan silerim Hayat önüme engeller çıkarsada nankör değilim Cefayı çeker, vefayı bilirim.
// AYTAR DERGİ
Bu Dünyadan Dersini Almadı Ki #şiir
Dünyanın merkezine mıhlanmış gibiyim. Hayat benim için durmuş sanki Geceleri yolumu ay aydınlatmadı. Sabahıma güneş doğmadi ki Kum misali etrafımdan akıp giderken insanlar Doluya koydum olmadı boşa koydum dolmadı ki Hayatlarında istasyon gibiyim İşi biten çekip gitti yanımda kimse kalmadı ki Bu zamanda her yer zalime çiftlik olmuş Şu dünya Süleyman bile kalmadı ki Yaptığım her şey yanıma kar kaldı sandın Ebediyete göçen mahşerde ah alanla hesaplaşmadı mı ki Sırat köprüsünden sırayla geleceğimizi hatırla Bu dünyaya kazık çakan hiç olmadı ki Milyonlar geldi geçti bu feleğin çemberinden Her dünyadan gelip geçen akıllarda kalmadı ki Ya zamanı değildi ya biz geç kaldık Hak eden hak edeni sevmedi ki İlaç olsa yaraya Merhem olup acıları sarmadı ki Bu dünyadan dersini almadı ki
// AYTAR DERGİ
Sızı #şiir
Ne canlar geldi, ne canlar gitti. Omuzlara birer birer yük bindi. İçimize kurt düştü, içten içe yedi bitirdi. Bizdeki derdi tasayı kimseler bilmezdi. Yandı yürek, sızladı yara İçimizdeki sızıyı bir tek yaradan bildi. O kadar ağırdı ki kimsenin taşıyacağı yük değildi. Ne sırlar vardı, mezara girdi. Geceler boyu ağlaşıldı, göz yaşları toprağa düştü. Pınarları kurudu, ateşler söndü. Tüm yaşananların gün oldu hatırası silindi.
// AYTAR DERGİ
Üşengeçlik, Mutsuzluk ve Hiçbir Şey Yapmak İstememe Hislerinin Çözümü
Kendinizde DEHB (Dikkat Eksikliği ve Hiperaktivite Bozukluğu) olduğunu mu düşünüyorsunuz?
Hiçbir şeye motivasyonunuz yok gibi mi geliyor?
Hayattan zevk alamıyor musunuz?
Hiçbir şeyin keyif vermeyeceğini düşünüyor ve heyecanlanmıyor musunuz?
Yanıtını vermeden önce kabullenmenin önemini düşünmekte fayda var. Bir sağlık sorunu olmadığı sürece sorununuz dünyadaki birçok kişiyle aynı: Beyninizin ödül sistemini çökerttiniz.
BEYİN SİSTEMİ NASIL ÇÖKER?
Duyduğunuz acıyı ve hazzı işleyen bölge aynı yerdedir. Bu bölgede birisinin yükseğe çıktığı noktada diğeri aşağılardadır, bir tahterevalli gibi. İzlediğiniz kaydırmalı videolar, şekerli gıdalar, gelen bildirimler ucuz yoldan dopamini ve dolayısıyla hazzı şişiriyor. Böylece haz doruklara çıkıyor ama o tahterevallinin elbette eşitlenmesi gerek. Beyindeki o bölge dengeyi sağlamak için ne yapıyor dersiniz? Ne kadar dopamin aldıysanız o kadar eşitlemek için acı tarafına ağırlık koyuyor.
O reels, shorts videolarını bıraktığınız an hayatınızdaki en önemli kişi de yanınızda olsa size mutluluk vermez çünkü beyin o dopamini eşitlemek isteyecek. Normal halinizin de altında olacaksınız. E böyle bir insan bir şeylerden mutluluk alabilir mi? Bir şeyler üretebilir mi? İnsanlarla sağlıklı iletişim kurabilir mi? Hayattan mutluluk alabilir mi? Kitaplara, uzun süreli çalışmalara odaklanabilir mi? Hayır
NE YAPILACAK PEKİ?
Tahterevallide acı kısmına oturarak. Beyin hazda yaptığı gibi bu sefer acıya odaklanılınca hazza doğru ağırlık koyacak. Bu acı bir pesimistlik değil elbette. Soğuk duş, ağır antrenman, koşmak, reels, shorts videolarına bakmamak, sıkılsan da telefonu saçma aktiviteler için kullanmamak, kitap okumaya kendinizi zorlamak.
Değişim kolaydır. Kendinizi bir kere zorlamanız gerek. Beyin siz ne yaparsanız onun yolundan sizi takip eder.
// AYTAR DERGİ
Ahal Teke
Ahal Teke doğrudan eski Türkmen atlarının soyundan gelen ve çarlık Rusya’sında oluşturulmuş (Türkmen atının aygır defterleriyle kayda geçirilmesi) safkan bir at ırkıdır. Buzul çağından kalma mumyalaşmış ve donmuş at cesetlerinden anlaşıldığı üzere belki de tam anlamıyla safkan olan tek at ırkıdır.
Dünyaya nam salmış Türk Atı: Ahal Teke Orta Asya’da özellikle Türkmenistan’da yaygındır. Ahal Teke’nin adı Manas ve Dede Korkut gibi Türk destanlarında geçer ve Türkmenistan’ın Ahal vilayetinde yaşayan Teke Türkmenlerinden gelmektedir.
Bu at cinsi, Türkmenistan’ın Ahal vilayetinde yaşayan Teke Türkmenlerinden gelmektedir. Stalin’in emriyle, Türkmenlerin direnişini kırmak ve kültürel miraslarını zayıflatmak amacıyla, onlar için büyük bir değer taşıyan Ahal Teke atlarından yaklaşık 80 bininin katledildiği bilinmektedir.
Şu anda dünyada yaklaşık 6.600 Ahal-Teke bulunmaktadır; bunların çoğu Türkmenistan’dadır , ancak Avrupa ve Kuzey Amerika’da da bulunurlar. İsimlerinin ilk kısmı olan “Akhal”, Türkmenistan’daki Kopet Dağları’nın kuzey yamacı boyunca uzanan ve Türkmenlerin Teke kabilesinin yaşadığı vahalar dizisinin adıdır.
Günde 180-200 kilometre koşabilen, hızlı, üç gün susuz kalacak kadar güçlü, manevra yeteneği yüksek bir at Ahal Teke. Binicisiyle duygusal olarak bütünleşir, tek sahip ister. Ortaasya Türklerinin Çin’e karşı savaşlarında büyük rol oynamış. İsmini Türkmenistan’daki bir bölge ve aşiretten alır.
Dünyanın en paha biçilmez atlarından biri de Ahal Teke. Üç bin yıllık bir geçmişe sahip. Parlak tüyleri, hızı ve zarafetiyle oldukça da nadir bulunuyor. Hatta inci renkli aha etek eden dünyada sadece iki yüz tane var ve onlardan biri de Türkiye’de.
Türkmen, Kazak, Kırgız ve Özbeklerin yaşadığı bölgelerde; Son zamanlarda Kuzey İran’da, Almanya’da ve Avusturya’da da yetiştirilmeye başlanmıştır.
Boyu:
150 – 160 cm
Renkleri:
Tilki rengi; bakırımsı, parlayan bir kahverengi ya da gri. Beyaz olanları hafif gümüşümsü parlar.
Kullanıldığı alanlar:
At yarışları, mesafe yarışları, engel atlama, güzel eğitim ve hüner gösterileri.
// AYTAR DERGİ
Angaralı Olmak #şiir
Vatanımda bütün yollar Ankara’ya çıkar Ankara’nın kalbi Kızılay’da atar. Mavi gözlü dev adam Anıttepe’de yatar. Memleketim sorulsa dilimden Angara çıkar.
Havası serttir insanı mert. Yaz akşamları bile dışarı çıkamazsın üzerine almadan ceket. Ankara’yı yaşamak en büyük servet. Bunu ancak göçünce anlar onca millet.
Angaralı olmak bir simiti paylaşmaktır. Caddelerinde sokaklarında amaçsızca dolaşmaktır. Bir dost ile Güven Parkta buluşmaktır. Dünya çok küçük deyip yolda bir ahbapla karşılaşmaktır.
Angaralı olmak bir hayali yaşamaktır. Bayram harçlıklarını toplayıp Gençlik Parka koşmaktır. Sıhhiye’de mola vermek Kızılay’da döner yemek, Ufak tefek şeylerden mutlu olmaktır.
// AYTAR DERGİ
Yahudiler, Bölüm 1: Dünya Ekonomisindeki Yerlerine Ufak Bir Bakış
Dünyanın birçok yerinde eskiden Yahudiler’in belli bir servetin üzerine çıktığı görülmemiştir. Hatta Yahduiler’den direkt aktarılanlara göre de 2. Dünya Savaşı’ndan önce Amerika’da Yahudilerin bankacılık veya Wall Street’te çalışmasına izin verilmiyordu. 1940’lara kadar uzunca bir süre herhangi bir ülkeleri de bulunmadığından siyasi bir otorite ile bu işleri yönlendirebilmeleri mümkün değildi.. Fakat günümüzde gözümüzü nereye çevirsek bir Yahudi’nin CEO, iş adamı ya da market değeri çok yüksek bir şirketin sahibi olarak görüyoruz.
Bazı Ünlü Yahudiler ve Şirketleri (Forbes 2025 Verilerine Göre)
Mark Zuckerberg – Whatsapp, Facebook ve birçok şirketin sahibi.
Lawrence Ellison – Oracle’ın kurucusu.
Michael Bloomberg – Bloomberg L.P.’nin sahibi ve kurucu ortağı.
George Soros – Soros Fund Management LLC (28 yıllık tarihinde dünyanın en yüksek performansa sahip yatırım fonu olarak kabul edilmiştir.)
Roman Abramovich – Chelsea FC eski sahibi, Millhouse’un sahibi.
Sheldon Adelson – Las Vegas Sands’ın kurucusu, başkanı ve CEO’su.
Isaac Perlmutter – Marvel (Film Şirketi)’ın eski sahibi.
Harry Triguboff – Meriton’un kurucusu.
Yukarıda sayılanlar sadece birkaçı. Onların toplam varlıkları gün geçtikçe artmaktayken başka Yahudiler de yanlarına ekleniyor. Ayrıca sadece yazdıklarımın toplam varlıkları, onlarca ülkenin yüz milyonlarca vatandaşlarının ceplerindeki paralara eşdeğer miktarlarda. Peki, bütün dünyada 18 milyondan daha az Yahudi içerisinden nasıl bu kadar nakdi değerleri yüksek şahıslar ortaya çıkıyor? Bu, düşünülmesi gereken çok önemli bir nokta. Yahudiler’in ekonomik ve yaşamımızdaki diğer alanlardaki konumlarına, tarihsel olarak gelişimlerine yer vereceğim yazıların ilk bölümünü kısa tutarak burada sonlandırıyorum.
// AYTAR DERGİ
Geçmişe Özlem
Bugün anı yaşayabiliyor muyuz, yarına umutla bakabiliyor muyuz bilmiyorum ama emin olduğum tek şey belli bir yaşın üstündeki birçok kişinin geçmişe duyduğu özlem evet ben ve benim emsallerimin çoğu geçmişi özlüyoruz. İnsanın geçmişe duyduğu özlem çocukluğuna duyduğu özlemden gelir. İnsan ne kadar büyürse büyüsün her daim çocukluğunu özler. İnsanın en güzel anıları en saf duyguları çocukluğundadır.
Bizim çocukluğumuzda çay makinası yoktu soba üzerinde kaynayan çaydanlık vardı, yemekler airfry de değil sobanın gözünde pişerdi, kurutma makinası yoktu soba borusuna takılan tele çamaşırlar asılarak kurutulurdu, robot süpürge yoktu el gırgırları vardı, oda kokusu sobanın üzerine konulan portakal kabuklarıydı, insanları birbirinden uzaklaştıran teknolojik aletler yoktu şen seda hoş muhabbet vardı.
Bir zamanlar sokaklar çocuklarındı her yerden çocuk sesleri yankılanır gece yarılarına kadar oyunlar oynanır acıkınca anneden salçalı ekmek istenir oyuna devam edilirdi. O zamanlarda çeşit çeşit oyuncaklarımız yoktu, lüks mağazalar alış veriş merkezleri nedir bilmezdik belki ama kendi yaptığımız emek verdiğimiz özen gösterdiğimiz bugüne göre sıradan oynarken zevk aldığımız oyuncaklarımız vardı.
Bayramdan bayrama yeni kıyafetleriz oldu. Bayramlıklarımızı başucumuza koyar bayram sabahına öyle uyanırdık. Bütün ev ahalisi sıraya girer arife suyunda yıkanır, heyecanla sabırsızlıkla bayrama hazırlanırdık. Bayram haçlıklarını toplayıp arkadaşlarımızla lunaparka gitmek en büyük etkinliğimizdi.
Korkularımız yoktu bizim güven vardı, huzur vardı, mutluluk vardı, küçücük şeylerden yetinmek vardı. Hayatın içindeydik hayat elimizden kayıp gitmez kaçmazdı. Çünkü zamanla derdimiz yoktu bizim her günümüz ayrı güzel her günümüz aynıydı. Hiçbir şeyimiz yoktu belki ama çok şeyimiz vardı bizim. Her şey basit sade anlaşılırdı bu zamanki gibi karmaşık değildi hayat….
Bugün belki hayat insanın yararına çok şey sundu hayatımıza giren yenilikler ile birlik de çok şeyide bizden aldı…